pazarlama neden önemli?

Konu e-ticaret olduğunda çoğu insan genelde şöyle düşünüyor; bir site aç, ürünleri koy ve satışa başla.

“Yani, ne kadar zor olabilir ki?” dediğinizi duyar gibiyim.

Evet, bunun zor olmadığı zamanlar vardı…

Ve kimileri, özellikle de doğru zamanda ve doğru yerde olanlar gerçekten çok para da kazandı.  Ama bütün bunlar, etrafta milyonlarca online mağaza olmadan ve Amazon dünyayı ele geçirmeden önceki zamanlardan birindeydi. Şimdi ise çılgın bir rekabet ortamı var. Hala birçok insan çevresinden hareketle[1]“e-ticaret ne kadar zor olabilir ki?” diye düşünüyor ve yaklaşık üç ay sonra sitesini açamamışken (ve çoğu zaman hala site renkleri üzerinde bitmek bilmeyen tartışmalar yaparken) işlerin aslında o kadar da kolay olmadığını anlamaya başlıyor.

Elbette fiziksel bir mağaza açmaya kıyasla e-ticaret işine girişmek çok daha kolay.

Wix, Shopify vb. biryerlere üye olup halihazırda yer alan tasarımlar üzerinden web sitenizi oluşturabilirsiniz. Bir pazaryerinde mağaza açabilir ya da sadece bir Instagram hesabı yaratıp satış yapmaya başlayabilirsiniz.

Böyle düşününce oldukça kolay görünüyor.

  • Fakat işinizi nasıl ayakta tutacaksınız?
  • İşinizi ayakta tutmak için gereken müşterileri nasıl bulacak, onları nasıl sizden alışveriş yapmaya ikna edecek, rakiplerinizle nasıl mücadele edeceksiniz?
  • Sosyal medya kanalları ya da pazaryerleri üzerinden satış yapmaya ne kadar devam edebileceğinizi düşünüyorsunuz?
  • Sürekli satış yaptığınız pazaryeri bir anda kapatmaya karar verirse ne yapacaksınız?

Nedenini bilmediğim bir şekilde üzerinde detaylıca düşünmeye değer bulunmayan konular bunlar.

Ama genel resme bakıldığında daha da kritik bir sorun ortaya çıkıyor.

Türkiye’de çoğu e-ticaret şirketi alanlarında en iyileri oldukları için değil, alternatifleri olmadığı için ayakta kalıyor.[2]Eğer böyle bir durumdaysanız, yani müşterileriniz sizi alternatifiniz olmadığı için tercih ediyorsa, yeni bir güne başlarken tam da o gün sizden daha iyi birisinin işinize el atmayacağı konusunda hiçbir zaman emin olamazsınız. Bu da beraberinde birçok sıkıntıyı getirir ve ironik olarak bu sıkıntıların birçoğu da pazarlamayla yakından alakalıdır.

Peter Drucker’ın da bir zamanlar dediği gibi “Pazarlama sadece satıştan çok daha geniş bir alana hitap etmekle kalmaz, tek başına özelleşmiş bir faaliyet de değildir. Tüm şirketi kapsar. İşin tamamına işin nihai sonucundan, yani müşterinin bakış açısından bakmaktır.”[i]

Türkiye’de en büyük şirketlerden en küçük şirketlere kadar hemen herkes günü kurtarmak peşinde. Acı olan pazarlamacılar da bu tuzağa düşmekten kendilerini kurtaramıyor. Ortada o kadar çok pazarlamacı olmasına rağmen hala konu pazarlamaya gelince tıkanıp kalıyoruz.

Elbette bir gerçeği de unutmamalı… Türkiye, rekabet ortamının eksiklikleri nedeniyle pazarlama çalışmalarının yurt dışındaki kadar nitelikli olamadığı bir ortam. Reklamcılardan pazarlamacılara, üst düzey yöneticilerden finans müdürlerine kadar herkesin bu konuyla ilgili öğreneceği ve yapacağı çok şey var ve hızla da öğrenmemiz lazım. Çünkü büyük markalar denizinde sadece ürün alıp satarak ayakta kalamazsınız.

Pazarlamayı yok sayarak ya da yanlış konumlayarak ilerlemek mümkün değil. Ama sanıyorum bundan bir keyif alıyoruz. Yoksa bize hiçbir faydası olmayan bu alışkanlığı neden hala sürdürmeye devam edelim ki?

[1]Hepimizin çevresinde, evde kurduğu ufak e-ticaret sitesiyle ayda binlerce dolar kazanmaya başlayan tanıdıkları olduğuna bahse varım.

[2]Bunu kendi açılarından bir başarı olarak gördüklerinden şüpheliyim ama gelecek hakkında düşünmeye vakit ayırdıklarından da şüpheliyim.

[i]“Marketing is not only much broader than selling, it is not a specialized activity at all.  It encompasses the entire business.  It is the whole business seen from the point of view of its final result, that is, from the customer’s point of view. Concern and responsibility for marketing must therefore permeate all areas of the enterprise.” – The Practice of Management, Peter Drucker