zuckerberg manifestosu

baştan uyarayım; gayet önyargılı bir yazı okuyacaksınız. mark zuckerberg, facebook kurucusu ve nam-ı diğer "insanlığın en büyük birleştiricisi" yayınladığı manifestoyla oldukça gündem yarattı (türkiye'de gündem üzerine gündem olmasının yanı sıra çok da uzun bir içeriğe sahip olduğundan burada pek dikkat çekmediğini söylesek yeridir). zuckerberg, uzun zamandır dünyayı kurtarma rolünü üstlenmeye hazır olduğunu bize çeşitli yollarla anlatmaya çalışıyordu;… Continue reading zuckerberg manifestosu

ukalayım öyleyse varım

kelimelerin gücüne, isimlerin gücüne inanırım ben. bir miktar yerdeniz sosuna bulanmış olduğumu inkar edemem. ne de olsa bu konuyla ilgili kafamda ışık yanmasını sağlayan ilk kişi ursula le guin oldu. geçenlerde bir düşünceden diğerine serbest atlarken "ukala" kelimesine takıldım. çok kullandığım bir kelime de değildir ama takıldı işte; sonuçta kafanıza neyin takılacağını seçemiyorsunuz. önce ukala kelimesinin anlamına… Continue reading ukalayım öyleyse varım

kahrolsun bazı şeyler

arkasında pek de gelir modeli olmayan, öyle olağanüstü bir deha da barındırmayan ama  yapması & bakması keyif veren işleri seviyorum. bunlardan biri de  "startup fucking advice"  (türkçe dublajlı meali; "kahrolası girişim tavsiyeleri") (Efrain Ayllon Roa). favorilerim; Fucking test everything. Don't ever fucking give up! (Unless it's fucking time to give up...) Know what your fucking… Continue reading kahrolsun bazı şeyler

pazarlama “her şeydir”

bu başlığı daha önceden başka bir yerlerde de kullanmış olabilirim, hatırlamıyorum. ama neyse konumuz bu değil zaten. pazarlama ile ilgili en büyük yanlış, pazarlamanın sadece tek bir kişinin ya da birimin sorumluluğunda olduğunu düşünmek. kim demişti hatırlamıyorum ama pazarlama gerçekten pazarlamacılara bırakılmayacak kadar önemli. insanların pazarlamanın nerede başlayıp nerede bittiğini hala anlamıyor olması üzücü. oysa cevap… Continue reading pazarlama “her şeydir”

ruhunu unutmak

ben çok yazdım, çok yazarım. çoğu önemli şeyler üzerine değil. yazmış olmak için yazdıklarım da var ama bunlara eğlenceli alıştırmalar gözüyle bakıyorum. ne diyordum, çok yazarım... 2004'ten bu yana ağırlıklı pazarlama hakkında yazdım. çünkü seviyordum ve neyi severseniz onun hakkında konuşmak istersiniz. fakat bir noktada pazarlama hakkında yazamamaya başladım. kendimi ne kadar zorlasam da olmuyordu. o… Continue reading ruhunu unutmak

iş görüşmesi yapmak ya da yap(a)mamak

elimizdeki "ülke"yi az çok biliyorsunuz ve bazen iş bulmuş olmak için sevmediğimiz işlere girip çalışmak zorunda kalabiliyoruz; bu nedenle çoğu iş görüşmesinde işi ne kadar istediğimizi coşkuyla anlatırken  "aslında ben bunu istemiyorum" diye içeride bağrınan kişiyi susturmaya çalışıyoruz. üzerinde konuşmak istediğim şey bu değil. bu tamamen kişisel bir durum ve ben de ilk işime ayıla bayıla… Continue reading iş görüşmesi yapmak ya da yap(a)mamak

gizli hayat: annelik

yeniden blog açacağımı söylediğimde bir kaç kişi annelikle* ilgili yazıp yazmayacağımı sormuştu. hayır, blog'um annelik üzerine olmayacaktı ama itiraf etmeliyim ki bir dönem bir şirkete ait blog'da anne-çocuk yazıları yazmaya bile karar vermiştim. ve "bence" bu kararımdan vazgeçmem isabet oldu. annelik üzerine sık sık yazabileceğim bir şey değil sanırım. çoğu hissimi ve yaşadığımı tarif edebilmekten… Continue reading gizli hayat: annelik

kadın olmak

yaş kemale erince, bir de üstüne çalışan anne olunca, "kadın" olma mevzuu üzerine daha fazla kafa yormaya başladım. türkiye'de insan olmak yeterince zor değilmiş gibi üstüne kadın olmak daha da zor. gerçekten bu ülkedeki yaşam beni yoruyor. bir yanım mücadele etmekten vazgeçmiyor, insanların önyargılarıyla savaşmaya çalışıyorum, çevremdeki kadınlara başta iş hayatı olmak üzere destek olmaya… Continue reading kadın olmak

büyük şehrin büyük dramı

yazının vardığı bir sonuç yok arkadaşlar. baştan açık olayım. bugün üstüste 3 farklı insanla istanbul'dan kaçış muhabbeti geçince dayanamadım yazasım geldi (zaten başına ne geliyorsa dayanamadığından geliyordu). yazıdan çıkartacağınız tek sonuç "gaye şehri seviyormuş" olur. hala okumak istiyorsanız buyrun sizi buradan alalım. hani taksici arkasını döner ve o derin soruyu sorar ya "abla hepimiz istanbul'luyuz… Continue reading büyük şehrin büyük dramı

people will come ray

bugün bir sohbet sırasında hatırladım; her blog'uma eklediğim bir alıntı vardır düşler tarlası'ndan. şimdi tam yeri, tam zamanı   “Ray. People will come, Ray. They'll come to Iowa for reasons they can't even fathom. They'll turn up your driveway not knowing for sure why they're doing it. They'll arrive at your door as innocent as… Continue reading people will come ray