müşterilerinizi ne kadar tanıyorsunuz?

Ürününüz masanın üzerinde ya da bilgisayar ekranında duruyor ve bakışıyorsunuz. “Bu ürünü kim alacak?”

İronik bir şekilde firmalar ürünlerini kimin alacağını ya da aldığını gerçekten çok düşünmüyor. Çoğunlukla basmakalıp hedef kitleleri odaklayarak işlerine devam ediyorlar.

Fakat e-ticaret size (çok spesifik bir kitlenin işine yarayacak bir ürününüz olmadığı durumda) çok farklı hedef kitlelere gitme imkânı sunabilir.

E-ticaretin zorlayıcı olabilen ama eğlenceli kısımlarından biri de kesinlikle bu.

Fiziksel dünyada kadın kıyafeti satan bir mağazanız varsa mağazanızın önünden birilerinin geçmesini ve onların kadın olmasını beklemekten başka seçeneğiniz yok. Ama e-ticaret siteniz varsa kadınların yanı sıra, onların eşlerini de hedefleyerek sitenizden alışveriş yapmalarını sağlayabilirsiniz. Genç kadınlara yönelik ürünler satıyorsanız biraz daha farklı bir sınıflandırma uygulayıp belli bir yaş üzeri kadınlara “kendilerini genç hissettirecek ürünler” de satabilirsiniz.

Olasılıklar uzayıp gider. 7/24 dünyanın her yerine satış yapabiliyor olmak daha fazla deneme yapmanızı sağlar.

Ne iş yaptığınız fark etmez; sürekli kendinize sorular sormak ve bu soruların cevabını bularak kendinizi geliştirmek zorundasınız.

Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde insanlar başarının formülünü arıyor. Ama herkesin başarı formülü farklı denklemler ve değişkenler üzerinden kuruluyor. Bazı taktikleri alıp kendi işinize uygulayarak başarılı olabileceğiniz gibi başarısız da olabilirsiniz. Fakat şu bir gerçek; “denemeden asla bilemezsiniz”.

Ürününüzü değiştirin.

Hedef kitlenizi değiştirin.

Markanızı değiştirin.

Başarıya ulaşana kadar denemekten korkmayın.