başlamadan az önce

Baştan söylemeliyim, bu kitabı halihazırda e-ticaret sitesi, yani online mağazası olanları göz önünde bulundurarak yazdım. Elbette e-ticarete yeni girmeyi düşünenlerin de ilgisini çekebilecek konular vardır ama konuları seçerken ve yazarken karşımda sanki e-ticaret ile ilgilenen ve büyüme aşamasında bir firma varmış gibi davrandım.

Aslına bakarsanız uzun yıllardır pazarlama ile ilgili yazıyorum ve yazdıklarımı “bir şekilde” bir kitap haline getirme fikrim vardı. Fakat nereden başlayacağımı kestiremiyordum. Son dönemde e-ticaret konusunda verdiğim eğitimler ve mentorluklar birleşince kitabın konusunun da kendiliğinden şekillenmeye başladığını fark ettim.

Türkiye, iyi markalar konusunda sıkıntı yaşayan bir ülke. “Kendi çapımızda” güçlü markalarımız var, var olmasına ama bunları dünyaya açacak, yayacak gücümüz yok. Herkes sebep olarak onlarca sebep sayıyor ama benim aklımda ana sebepler şunlar; süreç yönetimi ve metodoloji konusundaki eksikliklerimiz…

İnsanlar çoğu kez bir ürünün önlerine nasıl geldiği konusunda düşünmüyor. İşin aslı çoğu kez düşünmeleri de gerekmiyor. Fakat o ürünü ya da hizmeti sağlayan sizseniz, sürecin her noktasına hâkim olmanız gerekiyor.

İş ortamlarında sürekli yabancıların ağırkanlı oluşundan, pratik düşünememelerinden (!) dem vurup, günü kurtarmak için sergilediğimiz eşsiz yeteneklere sığınsak da proje yönetimi, süreç yönetimi, plan gibi kavramalara uzaydan gelmiş canlılar muamelesi yapıyoruz. Ama yabancılar bu konulara oldukça hâkim. Bu durumun oldukça daha iyi sonuçlar doğurduğu da ortada. Kanıt arayan varsa global şirketler listelerine bakıp Türkiye’den şirketleri bulmaya çalışabilir.

Türkiye’de özellikle de e-ticaret yurt dışına göre daha emekleme aşamasında. İleride çok daha iyi işler yapacağımızdan hiç kuşkum yok. Bu işlerin nasıl yapılması gerektiği konusunda daha fazla kafa yormamız gerekiyor sadece. Eğer bu konuda ufak da bir katkım olursa kendimi yeterince başarılı sayacağım.