bir festivalden arda kalan hayat dersleri…

bazen geçmişe dönüp de baktığınızda yaptığınız kimi seçimlerin ya da işlerin nelere yol açabileceğini kestirememiş olduğunuzu görüyorsunuz. bunları baştan sona sıralamaya kalksam sanıyorum ayrı bir kitabın konusu olur. ama bugün özellikle bir konuyu anlatacağım; bonus’rock.

2003 yılında başlayıp uzun bir süre boyunca neredeyse her yıl düzenlenen rock’n coke festivalini hatırlayanlarınız vardır; festival alanında nakit para geçmiyordu. bunun pozitif müzik tarafındaki nedenlerini bir kenara bırakırsak, 16 sene öncesini düşündüğünüzde (üstelik kart kullanımının günümüzdeki kadar yaygın olmadığı bir dönem) festival içinde kapalı devre kart kullanımı gerçekten cesaret işiydi. insanlar bu gibi şeylerin üzerinde çok durmuyor ama insanların kart kullanım alışkanlıklarının gelişmesinde böyle deli işleri her zaman önemli rol oynamıştır.

şimdi de bana dönelim. sene 2009. rock’n coke yaklaşıyor. garanti ödeme sistemleri’nde ön ödemeli kart yönetimine geçeli bir sene yeni dolmuş ya da dolmamış. başıma neler geleceğinden habersiz çalışıp duruyorum. ve bonus’rock projesini – aka yaklaşık 40.000 kişi tarafından kullanılacak olan, rock’n coke festivaline özel ön ödemeli kart projesi – onaylatıyorum. insanlık için önemsiz, gaye için kocaman bir adım.

elbette böyle tereyağından kıl çeker gibi olmuyor ama nedenine – nasılına şirket özelinde konular olduğu için girmeyeceğim. bu nedenle projenin onaylandığı güne atlamam lazım.

hafızam beni yanıltmıyorsa* konserin başlamasına yaklaşık üç haftalık bir dönem vardı. elimizde kart yoktu, altyapıda tamamlanması gereken özellikler vardı.

üç hafta – onbeş iş günü – sıfırdan bir kart projesi yapmak için imkansıza yakın bir süredir. projenizin içeriğine göre sadece kart plastiğini bastırmak bile haftalar ya da aylar sürebilir. üstelik bizim durumumuzda kart görseli bile elimizde yoktu.

tek yapılması gereken kartın kendisi de değildi. ödeme altyapısının tamamlanmasından tutun da bonus’rock kasalarında durup para toplayıp kartlara yükleme yapılacak kişilerin bulunması, stand kurulumundan sözleşmelere kadar onlarca şey vardı.

bu projeye ilişkin ilk dersimi o noktada aldım; sizi gerçekten heyecanlandıran bir iş yapıyorsanız durumun imkansızlığı gerçekten zerre umurunuzda olmuyor. her şeyi yapabileceğinize inanıyorsunuz. yaptık da… muhasebesinden teknolojisine, gece mesaileri, ardarda toplantılar derken yaptık.

bana “ekibin” önemini gösteren eşsiz projelerden biri olarak da kişisel tarihime kazınmış bir projedir bonus’rock. hem kartı yaparken, hem de festival alanında çalışırken ekibin önemini gördüm. ikinci ders de bu oldu benim için; hep söylenir – klişe laftır – ama başınıza gelene kadar doğruluğunu anlamazsınız;  “tek başınıza iyi olmanız iyi bir ekibiniz olmadığı sürece kesinlikle anlam ifade etmiyor”. o dönem şunu da gördüm; insanlar bir işin kötü gidebileceğini düşündüklerinde sorumluluk almamak adına usulca çevrenizden uzaklaşıyor. bu da üçüncü ders olsun. insanlara güvenin ama bir açık kapı da bırakmayı unutmayın.

giphy

hızlıca sarıyorum bu noktada… üç hafta sonrasına gidelim, festivalin başlayacağı cuma günü…

vakit öğlene yaklaşıyor. kasalar (kart yükleme yapılan alanlar) açılmadan festival alanına insan alamıyoruz. bir odada pozitif, garanti teknoloji, garanti ödeme sistemleri, ajanslardan 10-15 kişi toplanmışız. pos’lar da kartlar da yeni gelmiş. öyle ki kartlar daha kutularından çıkmamış, ben bile kartı “plastik” olarak ilk kez orada görüp kullanacağım.

yere diz çöktüm, paketi açtım, kartı pos’tan geçirip ilk yükleme işlemini yaptım.

inanın orada kelime kelime ne söylediğimi tam olarak hatırlamıyorum, kalbim duracak sanıyorum, herkes nefesini tutmuş, “çalışıyor” diyorum, “kapıları açabilirsiniz”.

dördüncü dersin gelmekte olduğundan habersizim; kağıt üstünde mükemmel çalışan sisteminizin, mükemmelliği insanlar işin içine girene kadar sürüyor. o günden sonra kendime de çalıştığım ekiplere de hep şunu söyledim “ne yaparsanız yapın, ne kadar iyi bir proje planınız olursa olsun, her şeyi canlıya aldığımız o anda mutlaka bir sorun olacak. ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. kırk yıl düşünsek de aklımıza gelmeyecek bir şey olacak ama olacak. inanın, bundan kaçamayacağız. yapmamız gereken elimizden geldiğince motivasyonumuzu & moralimizi yüksek tutmak ve hazırlıklı olmaya çalışmak.” 

Djk6gHgW0AAF3kN.jpg-large

çok şey geldi başımıza. çoğu öngöremediğimiz durumlardı. para sayma makinalarını çalıştıramadık mesela uzunca bir süre. bilmem kaç yüzbin lirayı elde saydık. müthiş bir zaman kaybıydı. festival alanına uğrayan teknik arkadaşlardan bir kısmı, bir noktada arka odalardan birine geçip festival süresince çalışmak zorunda kaldılar. oysa öyle bir plan yoktu**.

normalde olan şudur; bir iş yaparsınız. dışarıda insanlar kullanır. işlemler raporlanır. size farklı kanallardan geribildirimler gelir. sıkıntıları çözersiniz, ürünü geliştirirsiniz, olaylar sürer gider. ama festival kartı gibi sadece kısıtlı bir sürede ve kısıtlı bir alanda  kullanılacak bir ürün yapıyorsanız ürünün lansmanı da, kullanımı da, geribildirimi de iyileştirmesi de orada oluyor. insanlara “ya bu sefer olmadı, hakkınızı helal edin, seneye görüşürüz, kartınız kesin çalışacak.” deme şansınız yok.

giphy

bir de acayip detaylar geliyor aklınıza; kasalara gittiğimde insanlar beni o kalabalıkta gördüklerinde tanımakta sorun yaşamasınlar diye 3 gün birbirine benzer kıyafetler giyip dolaştım. yaptığınız işin niteliği ne olursa olsun böyle şeyler de düşünmek zorunda kalıyorsunuz.

cuma öğlen kapısından girdiğim festival alanını pazartesi öğlen terk ettim. cuma sabahtan pazartesi eve gelene kadar geçen sürede toplamda 6 saat uyudum, dönüş yolunda “neden görüş alanım daraldı” diye düşündüğümü hatırlıyorum. çünkü bir gözüm kapanmıştı yorgunluktan.

buna benzer sayısız proje yaptım ama bonus’rock benim için asla unutulmayacak bir projedir. bu yazıyla, o dönem birlikte çalıştığım, bana destek olan herkese de ayrıca teşekkür ederim. ağlamıyorum, gözüme bir şey kaçtı.


* ki yazıyı yazarken pozitif’te o dönem çalıştığım can’ı arayıp teyit ettim yine de; “projeyi efsane yapan sürenin azlığıydı” dedi, güldük.

** çünkü kağıt üstünde bütün sistem mükemmel işliyordu 🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s