ways of seeing

utanarak söylemeliyim ki john berger'in ways of seeing kitabına binbir heyecanla başladım ama bir türlü bitiremedim. bugün pocket'ta gezinirken aşağıdaki alıntıya denk geldim ve  paylaşasım geldi... A woman must continually watch herself. She is almost continually accompanied by her own image of herself. Whilst she is walking across a room or whilst she is weeping at… Continue reading ways of seeing

olmuyor

okuduklarımı, yapacaklarımı, yaptıklarımı, aranacakları, yazdıklarımı unutmamak için onlarca program denedim, deniyorum. ama bir türlü kağıt kalemin yerini tutmuyor. bugünlerde doğanlarda gelecekte durum nasıl olur bilemiyorum. kağıt kalemsiz yaşamaya benim gibilerden daha alışık olurlar mı acaba? nesil farkı diyeceğim, aklıma ilber ortaylı geliyor. kendisinin yazılarını hala daktiloda yazdığını okumuştum bir yerlerde. bende de var bir daktilo;… Continue reading olmuyor

teşekkürler anneler!

geçtiğimiz aylarda (hatta daha da spesifik olmak gerekirse 25 Kasım'da) bir grup blogger anne ile bir araya gelip e-ticaret ve blogger olmak üzerine konuştuk. neden blogger anneler ile bir araya geldim? girişimci kadınlar üzerine çalışıyorum bir süredir. ve girişimci anneler özellikle ilgimi çekiyor. anne olmak zor iş, üstüne bir de girişim ruhuna sahip olmak hayatınızın… Continue reading teşekkürler anneler!

beklenti

bir kaç gün önce elime eski günlüklerim & yazılarım geçti - daha doğrusu başka bir iş için gerekiyorlardı, arayıp buldum. çok çok uzun yıllardır yazı yazıyorum. ve yazdıklarıma bakarken unuttuğum ne kadar çok şey olduğunu gördüm. buna sebep yaşlanmak demeyelim de kafanın başka şeylere yer açması diyelim (tamam tamam bayağı bir yaş da aldım). yazılara… Continue reading beklenti

plaza english

bazen bazı konular hakkında konu ne kadar boş da olsa konuşmayı seversiniz. işte bu da benim için öyle bir konu; o yüzden çok da derin bir yazı beklemeyin. 11 yıldır plazalarla ve plaza insanlarıyla haşır neşir biri olarak iki konuya temkinli yaklaşıyorum; "plaza insanları" ve "plaza ingilizcesi" BİR plaza insanları o kadar da kötü değil. insanların… Continue reading plaza english

le brief

şöyle düşünün elinizde çeşitli yemek malzemeleri var. günün sonunda yemeğin ağzınızda nasıl bir tat bırakmasını istediğinizi biliyorsunuz ama bunu hangi yemek sağlayacak, hiç bir fikriniz yok. işte brief vermek o tadı tariflemekten farksız. eğer spesifik olarak ne yemek istediğiniz biliyorsanız, örneğin "şehriyeli bulgur pilavı" gibi, bu brief vermek değil; bana güvenin. internette onlarca brief formatı bulabilirsiniz.… Continue reading le brief